Telefon: 0224 220 84 24

Zamana direnen örücülük mesleğinin son temsilcilerinden Seyfi Nazlı, mütevazı tezgahının başında kıyafetleri özenle onarmaya devam ediyor.

Kapalıçarşı’nın tarihi sokakları asırlardır pek çok meslek grubuna ev sahipliği yapıyor. Unutulmaya yüz tutan mesleklerden bazıları adeta zamana direniyor. Örücülük gibi… Seyfi Nazlı, yok olmak üzere olan bu mesleğin son temsilcilerinden.

Kendi kendinin ustası

Büyük Safran Han’da mütevazı bir dükkanda yarım asrı deviren Seyfi usta, genç yaşlarda örücülüğe gönül vermiş. Aslında her şey bir iddiayla başlamış:

“Bu meslek eskiden babadan oğula kalırmış. Başkasına öğretmezlermiş. Ben de kendi kendime öğrenirim, dedim. Alay ettiler. 15 gün içinde bir şeyler yapmaya başladım.”

Henüz 18 yaşında başladığı işini ilk günkü gibi severek yapan Seyfi usta, deyim yerindeyse örücülüğün erbaplarından. 

“İyi bir usta olduğumu söylerler. Sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da… Almanya Düsseldorf’taki terziler üç sene bana iş getirdiler. Dediler ki, ‘Biz seni 15-20 sene önce tanısaydık çuvala koyar kaçırırdık.’ Aynı şeyi Paris’ten gelenler de söyledi. ‘Sen örümcek misin böyle örüyorsun’ dediler.” 

“Tekstil ucuz, onun için gelmiyorlar” 

Bir zamanlar Kapalıçarşı’da bu işi yapan çok sayıda usta vardı. Hatta Kapalıçarşı’daki Örücüler Kapısı’nın ismi de oradan geliyor. Bugün ise bütün İstanbul’daki örücülerin sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor.

Seyfi usta, “Eskiden sayı da çoktu iş de çoktu. Ben iş gelmesin diye dua ederdim. Öyle iş gelirdi bana. Ama şimdi öyle değil” diyerek eski günleri anıyor. Değişen koşullar pek çok meslek gibi örücülüğün de sonunu getirmiş.

“Tekstil ucuz, onun için gelmiyorlar. Başkaları çok fahiş fiyata yapıyor. ‘Biraz daha üstüne koyarım yenisini alırım’ diye düşünüyorlar. Bir de eskiden kumaşlar yündü. Hem daha çok iş çıkartıyorduk, hem de daha güzel oluyordu; sıfır hatasız.” 

Seyfi ustayı Kapalıçarşı’da hemen her esnaf tanıyor. Müşterileri ise onu ya tavsiye yoluyla ya da internetten araştırarak buluyor. Eski güzel günler geride kalsa da Seyfi ustaya onarılacak kıyafetler gelmeye devam ediyor. 

“Bazen iki bazen üç iş geliyor günde. Ben bu işi çok severek öğrendim. Hala da seviyorum. Çünkü bu işten geçindim. Ekmek yedim. Anneme, babama baktım, yardım ettim.” 

Dünyanın dört bir yanından öğrenmek için geldiler

Eskiden örücülük kimseye öğretilmese de Seyfi usta çok sayıda öğrenci yetiştirmiş. Bu incelik gerektiren iş için dünyanın değişik yerlerinden gelen öğrencileri bile olmuş. Başka ülkelerden gelenler, yaptığının hiç de kolay olmadığını çok geçmeden kavramış.

“40’tan fazla insan geldi. Avusturalya’nın Sidney şehrinden, Almanya’dan, Fransa’dan, İsviçre’den ve Hollanda’dan geldiler. Ama öğrenemediler.” 

Gelen hiçbir müşterisini kırmamaya özen gösteren Seyfi usta, her türlü kumaşı onarmış: deri, kadife, yün… Kumaşları, dikiş kısımlarında kalan fazla kumaşlardan çıkardığı iplerle orijinali kadar güzel dokuyor. Bunun için ihtiyacı olan tek şey, bir iğne. 

Yarım asırdan fazladır iğnesi elinde

Uzun yıllar boyunca yaptığı mesleği sayesinde pek çok insan tanımış Seyfi usta, pek çok insan kazanmış. Aile yadigarı bir kıyafeti yaptırmaya gelen bir Almanla olan anısını unutamıyor. 

“Bir Alman kız geldi. Yanında bir çocuk var; Türkçe biliyor. Ortadoğu Teknik Üniversitesi öğretim üyesiymiş. ‘Almanya’da yaptırsaydın’ dedim. ‘Orada bunu yaptırmaya para yetmez’ dedi. Burada başka örücülere göstermişler ama olmaz demişler. Neyse, ben yaptım. Onunla dost olduk. Kız evlendi, çocukları oldu. ‘Bana illa ki Almanya’ya gel, misafirim ol’ diyor. İşimiz gücümüz var bir türlü gidemedik.”

Seyfi usta, mütevazı dükkanındaki tezgahının başında ilk günkü heyecanıyla çalışmaya devam ediyor. Masa lambasının ışığı altında müşterilerinin yüzündeki memnuniyeti görmek için, yarım asırdan fazladır sabırla elindeki kıyafetleri onarıyor. 

trthaber.com

1
Tekstil Dershanesi Whatsapp iletişim sistemine hoşgeldiniz. Bu sistem üzerinden direkt iletişime geçebilirsiniz.