Telefon: 0224 220 84 24

PAMUK VE YÜN


Dokuma
(Os. Mensucat.) (Aslı tokumadır.) Hayvani, nebati veya madeni tellerin (ipliklerin) alttan ve üstten geçirilerek haçvari örülmesinden husule gelen yumuşak fakat da­yanıklı nesne ki bunların pamuktan olanlarına bez ve yünden olanlarına çulha, (çuha) veya kumaş ipekten olanlarına ipek kumaş denir.
Dokumalar tezgâhta yapılır. Tezgâhtarın İp­tidai olanları ağaçtan olup bu tezgâh üzerine yukarıdan aşağıya doğru uzatılan ve arif de­nilen ipliklerin aralarından atkı tâbir olunan ufki iplikle? geçirilerek ileri geri hareket eden bir tarak vnsılasiy3e dokunur. Asrımızda dokumalar döğülerek makine haline getirilmiştir. Dokumaların envai çeşidi vardır. Dokunuşlarının in­celiğine, hârelerine, resimlerine, renklerinin boyalı tellerle veya basma olarak yapılmışla­rına göre muhtelif isimler alırlar ki bunlara bez, amerikan, yerli dokuma, çözme, tülbend, patiska, mermerşahi, muslin, tül, basma, keten, yün kumaş, diba, yarım diba, sündüs, çatma, kadife, çuval bezi gibi isimler verilir. Doku­maların  pek çok nevileri Türkler tarafından ve Şarkta icad edilmiştir. Avrupa’da Şal (Damas) kumaşı demek olan Damasko, Iran ku­maşı manasına Pers  ve Musul’dan muslin tâ­birlerini kullanırlar. Ruslarda dokumaya tokan denir ki kelimenin aslı Türkçe olduğu mey­dandadır. 
İplikleri birbiri arasından geçirmek suretiyle kumaş yapma işi ve bu suretle yapılan bez ve kumaş­lara denir. İpliklerle ku­maş dokumak sanatı insanların ilk sanatlarından biridir. Taş devrinden kalan bazı eserler daha o vakitleri dokuma sa­natı mevcut olduğunu göstermektedir. Düz do­kumalar birbirine amut vaziyetteki ipliklerin birbirleri arasından ge­çirilerek Örülmesi sure­tiyle yapılırdı. Uzunlu­ğuna olarak yan yana di­zilen iplere arış veya çözgü teli (chaîne) denir ki kumaşın bütün boyun­ca devam eder.
 Bunlara amuden geçirilenlere de argaç veya atkı teli (Fr. Trame ) tâbir olunur ki kumaşın enînce atılmış olan ipliklerdir. Bu teller arış tellerinden bi­rinin altından diğerinin üstünden geçmek su­retiyle örülür. Yani bu yan yana ipliklerin birini tek, diğerini çîft numaralı farz ederek tek sayılıların altından ve çift sayılıların üstünden veyahut evvelkilerin üssünden ve sonrakilerin altından geçerek dokunur. Dokuma tezgâhları­nın en basiti el tezgâhıdır. Dokunmadan evvel iplikleri hazırlarlar. Evvelâ çile halinde teda­rik edilen arış iplikleri tezgâhın bir tarafındaki levend denilen sırığa sarılır, sonra bu iplikler yan yana muvazi olarak gerilir ve do­kuyucunun önünde bulunan ve selvim ismi veri­len ufkî kütüme sarılır. Sonra bu iplikler bir­birinden ayrılarak müsavi mesafelerde tanzim edilir. Bundan sonra bir küçük tahta çubukla birer aşırı olmnak üzere tekler önde ve çiftler arkada olmak üzere ikî safhaya ayrılır. İpliklerin dik durması ve kolay işlenmesi içîn üzerlerine zamklı su sürülür. Atkı tel İ er i çileden e çil i p ıslatılır ve mekiklere sarılır. Bunlar hazırlandık­tan sonra dokuma işine geçilir. Şekilde görül­düğrü üzere arışlar bîr taraftan bir (K) ağırlığı ile çevrilebilen ve levend ismi verilen ( E ) sırı­ğına diğer taraftan da selvim tâbir olunan (T) kütüğüne sarı'dır. Dokunan kumaş bu (T) sı-rıg-nıa sarılır, b b' çerçevesi tek ve çift iplikleri ayırır. Bu iplikler H H ve L L ile gösterilen iki çerçeveye şakuli olarak gerilmiş aynı adetteki iplikler arasından geçer. Bu çerçevelere gücü denir. Tekler bir çerçevenin, çiftler ikinci çerçevenin aşağıya yukarıya hareketiyle, yukarı, aşağı iner ve birbirlerinden ayrılarak aralarında bir açıklık husule gelir. Bu çerçevelerin arası birbirinden 20 ilâ 50 santimetre fasılalıdır. Çerçevelerin üst çubuklarının iki ucuna (C) ipinin uçları bağlanmış ve bu ipler iki tarafa İ asılı birer R makaralarından geçirilmiştir. Ait çubukları da İki uçlarından birer iple ayakla idare olunan İki başaktan ayrı ayrı her birine bağlanmıştır; yani tek sayılı teller bîr başağa çift saplı teller de İkinci başağa bağlıdır; o su­retle kİ bunlar munavebeten tahrik edilince, mesela M başağı aşağı indirilince ona merbut olan L L çerçevesi de aşağıya iner ve bunun L çerçevesi içindeki tellerin ortasındaki ilmikler içinden geçe;) iplikleri aşağı çeker. Bunun aşağı inmesi C ipini de çekeceği cihetle onun Öbür ucuna bağlı olan H H çerçevesi yukarıya kalkar ve H çerçevesi kendine mahsus telleri yukarıya kaldırarak ipliklerin aralarını açar ki buradan mekik atılarak atkı teli geçirilir. Sonra bu teller bir taraktan geçer. Bu tarak dokun­muş iplikleri sıkıştırmağa ve kumaş haline ge­tirmeğe yarar. Bu suretle dokunan kumaş T kütüğüne sarılır. Kumaş ilerledikçe bu kütük çevrilerek kumaş ona sarılır. Dokumacı ustası tezgâhın önüne oturur B tarağını ileriye F noktası cihetine doğru İter. Bu esnada ayağıyla M başağına basar. H H çerçevesi iner ve L L çerçevesi kalkar bu suretle tekli ve çiftli ipliklerin arasında bir zaviye boşluğu husule gelir. O vakit dokumacı, içinde atkı teli sarılı olan mekiği bir eliyle bu aralığa atarak geçirir ve öbür eliyle yakalayarak diğer taraftan çıka­rır mekiğin telini boşaltarak atkıyı vücuda getirir. Ondan sonra B tarağını kendine doğru telini sıkıştırır. Bu ameliyatı kolaylaştır­mak için tarağın iki yanlarına birer kütü konmuştur ki mekik bu kutu içine düşer ve elle yakalamak zahmeti kalmaz. Bu kutudaki bir tertibat sayesinde çekilen bir iple mekik kendi ken­dine sacdan sola ve soldan sağa gider. Birkaç sıra atkı teli işlendikten sonra yukarı ki ipliklerin sarılı olduğu levend denilen silindirle kumaşın sarılı olduğu selvim çevrilerek kumaş biraz sarıldık­tan sonra yine İşe devam olunur.
Mekanik tezgâhlar ise el tezgâhlarından pek farklı değildir. Yalnız bunda tellerin yukarı aşağı inip çıkmaları, tarağın ileri gitmesi, mekiğin sağdan sola gidip gelmesi, kumaşın sarıl­ması makine iledir. Arışların inip çıkması Jacquard'ın icadı olan ve tezgâha raptedilen bir makine tertibatı ile kendi kendine vukua gelir. Dokuma tellerinin atkı teliyle örülmelerinin basit şekli yukarda zikredilmişti. Fakat bu telleri birbiri içinden muhtelif şekillerde geçirmek suretiyle muhtelif dokuma tarzları da elde edilmiştir. Bu tellerin dokunma şekline Örgü (Fr. Armure) denir. 

tekstilsayfasi.blogspot.com