Telefon: 0224 220 84 24

 

 
 
Barınma beslenme ve giyim insanların temel gereksinimidir. Giyinmeye duyulan gereksinimin eski çağlarda insanların vücutlarını doğanın etkilerinden koruma düşüncesinden doğmuştur. Dünyada insanlar dışında bütün canlıların dış etkenlerden korunması için değişik korunma etkenlere sahiptirler. Örneğin Ayılarda Post olduğu gibi.
 
İnsanların güzel görünme ve dikkatleri üzerine çekme arzu ve istekleri daha iyi ve daha güzeli arama çabaları ile iyi giyim deyimi ortaya çıkmıştır. Daha iyi ve güzeli arama duygusu yıpranan eskiyen giysinin yerine aynısını değil de farklısını edinme isteği ile moda olayı başlamıştır.
 
İnsanoğlu örtünmek değil de giyinmek istediği anda belki de bilinçsizce de olsa moda kavramını yaratmış oluyordu aslın da moda da amaç giysinin ille de yararlı ve gerekli olması değil farklı olmasıdır. Yani temel de ısınmak veya korunmak için modaya ihtiyacımız yoktur. Ama insanoğlunun güzel ve çekici olmaya kişiliğine ve stiline giydiği şeylerle belirtmeye olan ihtiyacını moda karşılar.
 
Toplumlar arasında farklılık gösteren  kendilerini beğendirme  dürtüsüyle  bize göre ilginç gelebilicek davranışlar sergilemekteler  buna  birkaç  örnek;
 
Tayland daki Padaung kabilesinin güzel göründüğünü düşünerek uzun boyunlu olabilmek için  boyunlarına, burunlarına ve kulaklarına taktıkları kalın halkalar… Bu davranışı Afrika da bulunan belli başlı kabilelerde sürdürmekte hatta dudaklarına da çapı 25 cm.yi bulan daire plakalar takmaktalar ne kadar geniş olursa okadar önemli ve güzel göründüğü düşünülmektedir.
 
  
 
Çinlilerin küçük ayaklı olabilmek için ayaklarına 6 yaşından itibaren hiç çıkarmadıkları, ‘altın lotus’  adı verdikleri küçük çarıklar giyinmeleri, buda aynı sebeplerden dolayı yapılmakta, beğenilmek ve beğendirmek….
 
 
 
Fransızların bellerini ince göstermek için taktıkları korseler, korsajlar ve kalçalarını büyük göstermek içinde jüponların altına,kalçalarını dik tutucak küçük yastıklar geçirmeleri beğendirme dürtüsüyle oluşan moda akımıdır …15. yüzyıldan   günümüze biçok kez değişime uğramıştır.
 
     
 
Moda genelde sanayi sonrası çağa özgü bir olgu olarak düşünülse de gerçekte çok eskilere dayanır. İnsanların yaşama tanıklık eden belgeler ve kalıntılar yaşamın bir moda sergisine benzediğini göstermektedir.
 
Modayı konu alan eserlerin büyük bir bölümü giyimi her şeyden önce de kadının giyimini işlerler . Karikatüristlerin ele aldıkları bir konudur; yeni bir modanın çıktığını gören kadın kocasına “ GİYECEK HİÇ BİR ŞEYİ” olmadığını söyler. İktisatçıların olduğu gibi kamuoyunun gözün dede moda büyük ölçüde “ kadınca bir gariplik” tir. Aralıksız biçimde yenilendikleri için hep canlı kalan bütün bir mesleki etkinlik insan ilişkilileri efsane ve kuşkusuz büyük mali çıkarlar dünyası yaratan da moda olmuştur. Ne var ki moda kadının örtünmesi yada soyunması ile sınırlanmaz. Doğrusu moda toplumsal yaşamın her alanına karışır. Günümüz de beslenmeden, konuta, otomobillerde ilaçlara şarkılardan tatil tasarılarına varıncaya kadar bütün tüketim davranışları modanın damgasını taşır. Giyside moda, moda kavramının kucakladığı bütün içinde çok küçük yer kaplar.
 
Geleneksel toplumlarda moda yoktur. Giysiler belirli rolleri belirtir; herkes kendi yaşına cinsiyetine toplum içindeki durumuna işine uygun olanı giyer. Olabilecek değişiklikler son derece önemsizdir. Kişisel yorumlarda bütünü sürekliliğini bozmaz.
 
Moda gerçek anlamda ancak değişmeye inanan değişme yoluna girmiş toplumlarda ortaya çıkar. Bu nedenle de bir yandan ekonomiye bir yandan da toplumsal yapıya sıkı sıkıya ama hareketli ( değişken ) biçimde bağlıdır. Uzun zaman boyunca moda nüfusu ancak çok küçük bir bölümünü ilgilendiren bir olgu olarak kalmış seçkinlere özgü olmuştur.
 
Moda toplumların geleneklerin olayların bir büyülü aynasıdır. Savaşlar barışlar buluşlar sanat olayları modayı her açıdan etkilemiştir.Döşemelik kumaştan ev eşyalarına mücevherlerden parfüme otomobilden televizyona şarkılardan romanlara kadar her şeyin ayrı modası vardır.Sonuç olarak Dünyada modası geçmeyecek tek şey insanların modaya uyma dürtüsüdür…
 
Modanın etkili araçları: Satıl kurumlar ve reklamlardır. Bu kurumlar zaman zaman ortaya değişik yenilikler çıkarmaktadır.Bu yeniliklerin tutulup tutulmayacağı kamuyoyunun tutumuna bağlıdır…Bu konuda örnek verirsek;
 
Fransada 13. Louis döneminde ,bir av partisinde attan düşen matmazel Fontage’nin dağılan saçlarını bir çorap lastiği ile toplaması o yıl kadınlar arasına Fontage stili saç modasının doğmasına sebep olur…
 
Erkek çeketlerinin sol yakasındaki iliğinde ilginç bir öyküsü vardır. İngiltere Prensine  Galle de güzel bir kadın çiçek armağan eder. Prens değer verme anlayışı ile olsa gerek çakısıyla ceketinin sol yakasına bir delik açar ve çiçeği oraya takar. Bu ingliz centilmenliğinin sonucu ortaya çıkan moda, günümüze dek ulaşmıştır.
 
Hür ve yalın giyimin kadın dünyasına ilk kez getiren ünlü modacı Chanel’in gaz ocağı patlaması sonucu uzun saçlarının yanması yeni bir saç modasının doğmasına sebep olur.Modacı,saçlarını erkek stiline keserek  gece operya gider ve tüm ilgileri üstüne çeker. Ertesi gün Paris’li kadınlar berberlerinden Chanel stili saç kesimi isterler…
 
Bugün moda olan bir giysi,
 
10 yıl sonra itici,
30 yıl sonra ilginç,
50 yıl sonra ise müthiş kabul edilecektir.
Levier (ingiliz moda araştırmacısı)
 
Moda her zaman kısa ömürlüdür, bu nedenle bazı insanlar onun kaotik oluşuma sahip olduğunu düşünürler. Şüphesiz bir çoğumuz gelecekte neyin moda olacağını öğrenerek, kendimizi ona göre hazırlamayı çok isteriz.
 
Bakalım nedir bu moda.; Neden kendimizi ona göre ayarlamak isteriz, neden sık sık adını duyarız, neden gazete ve dergilerin onlarca sayfasını kaplar.
 
Moda, bizim eski şapkamızdır. Yada yeni kıyafetimizdir. Sonbaharda düşen yapraklar kadar eski, ilkbaharda açan çiçekler kadar yenidir.Moda toplumun sosyal, politik ve kültürel durumuna yansır. Moda Fransız imparatoriçesi Eugenie’yi 1936 yılında Süveyş kanalının açılışına yanında 250 kıyafetle gitmesine neden olan şeydir. Moda XIX yüzyılda 27 Paris terzisini 100 metrelik kumaştan 11 gün balo kıyafeti dikmeye zorlayan şeydir. Tarih boyunca çeşitli halklar çeşitli giysiler, takılar, boyalar kullanarak farklı tarzlar yaratmıalarına sebep olan şeydir moda. Bugün modanın ilk ortaya çıkışı uzmanların kafalarını kurcalamakta. Çoğunluğun görüşüne göre moda kökeni ilk insanın ortaya çıkışına dayanıyor. Moda insanlık tarihi boyunca toplumların ayrılmaz bir parçası oldu.  Bugün hepimizin geleneksel kıyafetler olarak adlandırdığımız giyim tarzları da aslında hepimizin içinde varolan o gizli moda kültürünün dışa yansımasıdır.
 
Moda kavramı ilk olarak 1900 lü yıllarda ortaya çıktı. 1900 yılında modern yüzyılın terzilerinden Charles Worth’un yanında çalışan Paul Poiret dört yıl sonra Paris’te kendi atölyesini açtı. Yarattığı elbiseler terzilik açısından yeni buluş olarak değerlendiriliyor. Doğu’dan esintilerini elbiselerine yansıtan Poiret, kemeri yukarı taşıyarak göğüslerin yumuşaklığını açığa vuruyor. Gece elbiseleri Poiret’nin özgür kadınını ortaya koyuyor. 1902 yılında Thomas Burbery ilk kez olarak markasını gabardin üzerine yazdırdı. 1905 de gazetelerde moda ekleri yayınlanmaya başladı.
 
1906 yılında Guccio Gucci aksesuar üzerine çalışan şirketini İtalya’nın Floransa kentinde kurdu. Gucci kalın kaban kumaşından ilk ünlü çantasını 1925′te yaptı. 1932′de de John Wayne’den saray soylularına herkesin ayağına birer mokasen loafer giydirdi. Hala kaliteli, lüks ve klasik sevenlerin çanta ve ayakkabıdaki ilk tercihi.
 
1913 yılında Gabriel Coco Chanel şapka dizayn etmeye başlamasıyla moda dünyasına girdi. Chanel 1914′te Arthur “Boy” Capel’in desteğiyle biri Paris diğeri Deauville’de olmak üzere iki butik açtı. 20′lerin başlarına doğru moda evi açarak işine devam etti. Erkek kıyafetlerinde kullanılan bir çok aksesuar ve modeli kadın kıyafetlerine uygulayarak, kravatlı, ekose ceketli, şapkalı özgür kadın imajını yarattı. Kaynakwh webhatti.com: moda tarihi üzerine
 
1915 yılında Jeanne Lanvin, çiçekli giysilerle büyük ün kazandı. 1916 da devam eden I. Dünya Savaşı’nın insanlar üzerindeki etkisi modaya da yansıdı ve modeller askeri tarza yakınlaşmaya başladı.
 
1919 Chanel, Paris Rue Cambon’da mağaza açtı. Ardından da 1921 yılında Chanel, ünlü parfümü No.5′i piyasaya çıkardı.
 
1927 Salvatore Ferragamo Amerika dönüşünde İtalya’da üretime başladı. Her zaman kusursuz ayakkabılar üretmeyi kendine ilke edindi. Üne ilk modern sandallar, patent hakkı 1936′da alınmış mantardan yapılmış sivri topuklar ve platform ayakkabıları ile kavuştu.
 
1929 Charleston akımı tüm dünyayı sardı. 1932 İtalyan Nina Ricci, Paris’te butik açtı. Ve kısa sürede ürettiği muhteşem kozmetikleriyle ün kazandı. 1933 Rene Lacoste, dünyaca meşhur timsahlı tişörtü yarattı. Doğum gününden bu yana Lacoste, spor ama fazla klasik modellerde ısrar etti. Orta yaşlı, üst düzey yöneticilerin yat gezintilerinde, golfte ve özellikle de tenis oynarken vazgeçemedikleri bir marka oldu.
 
1937 Marie Claire ilk adımlarını attı. 12 Şubat 1947 de Christian Dior Paris Avenue Montaigne’de ilk kez koleksiyonunu sundu. O günlerden hafızalarda arta kalan, dışarının soğuğu ve podyumdaki mankenlerdi. Korseyle sıkılmış beller, ortaya çıkarılan dekolte, aşağıya doğru genişleyerek inen etekler. Dior her şeyin ortasında küçük bir bürokrata benziyordu, ama o savaştan sonra ortaya çıkan bir şatafatın prensiydi. Gazeteciler haberi verebilmek için telefonlara koşuştular. Yeni kadın, yeni imaj işte o defileden sonra doğdu.
 
50 li yıllar Christian Dior’un lanse ettiği ‘’New Look’’ yani yeni görünüm, kadın silüetini eski dönemlere geri götürerek isminden en çok söz edilen moda akımlarından biri oldu. Ayrıca Christian Louboutin’in aslında kraliçedir kendisi Marie Antoniette’den ilham alarak Marie Antoniette  adındaki ayakkabı tasarımlarını yapması…
 
60 lı yılların sonu 70 li yılların başlarında modada yeni romantik stil doğdu. Bu romantizm Dior salonlarından gelen bir akımdan farklı idi. Halk giysilerinden gelen bir esinti modaya yün kumaşlar, meksikan pançoları, hint şalları, çingene giysileri kazandırmıştı.
 
1965 Paco Rabanne, metal elbiseler üreterek modada tam bir sansasyon yarattı. 70 li yıllarda ünlü Japon modacıları Kenzo Takado, Mitsuhiro Matsuda, Yohji Yamomoto, Issey Miyake sayesinde Avrupa giysilerinde doğu rüzgarları esmeye başladı. Bu modacılar bir taraftan orijinal Avrupa giysileri üretirken, diğer taraftan da geleneksel doğu kıyafetlerinin detayları üzerine çalıştılar. Hatta Kenzo Takado Avrupa modasına doğu köylü kıyafetlerinden alıntılar bile eklemeyi bile ihmal etmemişti.
 
Bazılarına göre 80 li yılların estetiği Georgio Armani ile gelmiştir. Diğerlerine göre ise Versace 1972 yılında Milano’da çalışmaya başlayarak ve 1978 yılında ilk pret-a-porter koleksiyonunu yaratarak, 80 li yılların havasını tamamen değiştirmişti. Versace çalışmalarının reklamına çok önem verir, reklama büyük bütçe ayırırdı. Dünya çapında ün kazanan Versace ilk defa Super Star sistemini moda ile birleştirmeyi başarmıştı. 1984 Donna Karan, Amerika’da popüler oldu.
modagezgini.com