Telefon: 0224 220 84 24

 
Denim Kumaşın Tanımı

Yüzyıllar önce kullanılmaya başlanan fakat hala güncelliğini kaybetmeyen

efsanevi kumaş olan denimin en belirgin özelliği; çözgü ipliğinin indigo boyar

madde ile boyanmış, atkı ipliklerinin ise boyanmamış yani beyaz olmasıdır

Denim kumaş, blue jeans olarak da anılmaktadır. Fakat blue jeans, denim

kumaşlardan üretilmiş, özellikle pantolon, olan tüm giysilere verilen addır. Denim

ise, spor giyim ve blue jeans yapımında kullanılan kaba, dayanıklı ve kullanışlı bir

kumaş olup genellikle tek kat % 100 pamuk ipliğinden üretilenleri tercih

edilmektedir.


İndigo boyar maddesi ile boyanmış iplikler değişik dokuma kumaş örgüleri

ile dokunsa da klasik denim kumaşları örgüsü gabardin olarak adlandırılan D 2/1 Z

(sağ yollu) veya D 3/1 Z (sağ yollu) dimi örgüsü ile üretilmektedir. Sol (S) yollu

dimi örgülü kumaşlar, sağ yollu (Z) dimi kumaşlara göre daha yumuşak olur.

Genellikle denim kumaşlarda kullanılan iplikler Z bükümlüdür. Tercih edilen örgü

sol (S) yollu dimi örgü olur ise iplik üzerindeki büküm ile örgü ters yönlü

olacağından iplikteki büküm kaynaklı gerilim azalır ve büküm açılır. Bu durum da

dokunan kumaşın yumuşak olmasına yol açar. Sağ (Z) yollu dimi örgüsünün tercih

edilmesinin nedeni ise daha az esneme yapmasıdır.

Kumaşın yüzeyinde hem örgü gereği hem de sıklık açısından çözgü

ipliklerinin yoğun olmasından dolayı, kumaş görünümüne çözgü ipliğinin rengi

hâkimdir.
Denim kumaşlar indigo boyar maddesi nedeniyle diğer klasik dokuma kumaş

üretimlerinden farklı bir proses izlenerek üretilirler. Bu farklılık genelde dokuma

hazırlık dairesinde kendini gösterir. İplikler halat halinde veya çözgü halinde indigo

boyar maddesi ile boyanır, haşıllanır ve dokumaya gönderilir. “Yaşayan renk”

olarak anılan indigo boyar maddesi günümüzde sentetik olarak üretilmekte ve bu

boyar madde ile boyanmış mamulün zamanla ve yıkamayla renk değiştirip

beyazlamasını sağlamaktadır.


Denim dokumacılığında büyük oranda rotor ipliği (OE) az oranda da ring

karde ipliği tercih edilir. Bunların dışında fantezi ve özel ipliklerin kullanıldığı denim

kumaşları da bulunmaktadır.

Piyasada farklı adlar verilerek anılan birçok denim çeşidi mevcuttur.

Bunların bazıları şunlardır;

1.Natürel Denim : Çözgü ve atkı iplikleri boyanmamış olan kumaştır.

2. Antik Denim : 19.y.y. sonlarında atkı ve çözgü iplikleri ring ipliği olan

mekikli tezgâhlarda dokunan denim kumaştır. Günümüzde aynı etkiye

sahip kumaş oldukça zor bulunmaktadır.

3. Fish Net Denim : Çözgüsü ve atkısı şantuklu Ring iplikten dokunan

kumaştır.

4. Stretch / Lycralı Denim : Pamukla, elastik karakterli lycra ipliklerinin

bükümünden oluşan atkı iplikleri ve %100 pamuk ipliğinden üretilen

çözgü ipliklerinden dokunan kumaştır.

Denim kumaşların tanımlanmasında ağırlık birimi olarak ounce/yrd2

kullanılmaktadır. Metrik sisteme göre karşılığı 1 ounce/yrd2 = 33,91 g/m2’dir.

Denim kumaşlarının birim ağırlıkları kullanım yerlerine göre 3,5 - 16,5 oz/yd2 (118 –

560 g/m2 ) arasındadır. Denim kumaşlarda kullanılan ağırlık birimi oz (ounce),

kumaşların gruplanmasında ve kullanım alanının belirlenmesinde de yardımcı olur.

Bunlara örnek olarak aşağıdaki grup verilebilir.

4,5 oz - 7,5 oz Denim: Gömleklerde kullanılan denim kumaşıdır.

9 oz - 13,5 oz Denim: Yazlık pantolonlarda kullanılan denim kumaşıdır.

14 oz – 15 oz Denim: Pantolon ve montlarda kullanılan denim kumaşıdır.

Denim kumaşlar dünyada “jeans”, “blue-jeans”, “jeans wear” ve “sports

wear” gibi isimlerle ifade edilmektedir. Türkiye’de ise farklı bir şekilde, denim

kumaşa “kot” kumaş ve denim kumaştan dikilmiş pantolona da “kot pantolon”

denilmektedir.

Denim ile ilgili tanımlardaki bu kavram karışıklığını giderebilmek için

hepsinin ayrı ayrı tanımları ve açıklamaları yapılmıştır. Jeans terimi; Genoa limanı

gemicilerinin ve diğer sanayi işçilerinin gündelik olarak giydiği yıpranmış mavi

pantolonlardan türemiştir. Jeans yüzeyde çözgü veya atkı ipliklerinin egemen olduğu

D 2/1 Z veya D 3/1 Z dimi örgülü, sağlam iplikler ile dokunan ve değişik renklerde

boyanan, ağır pamuklu kumaşlara denir. Blue-jeans ise çözgü ipliklerinin indigo

boyar maddesi ile mavi renge boyandığı, atkı ipliklerinin boyasız, D 2/1 Z veya D

3/1 Z dimi örgü ile dokunmuş, sağlam, ağır pamuklu kumaşlara ve bu kumaşlardan

yapılmış pantolonlara denir. Jeans-wear ise; jeans tipi kumaşlardan yapılmış

pantolon, gömlek, etek, yelek ve ceket gibi giysilere denilmektedir. Sports Wear ise;

spor giyim, rahat giyim veya serbest zaman elbisesi olarak anılan her türlü giysiye

denilmektedir.


Denim Kumaşın Tarihçesi ve Günümüzdeki Yeri

Denim kumaşın tarihi 16. yüzyıla dayanmaktadır. 16. y.y.’da “serge” olarak

adlandırılan ve (Hindistan'da yetişen) indigofera bitkisinden elde edilen indigo boyar

maddesi ile boyanmış ve yün karışımlı bir kumaş Fransa’nın (çok eski bir tekstil

merkezi olan) Nimes kasabasında üretilmiştir. Bundan dolayı üretilen kumaş

“Serge de Nimes” adıyla anılmış ve zamanla bu isim “denim” haline gelmiştir. Aynı

dönemlerde, İtalya’daki denizciler basit bir kumaştan üretilen pantolonlar

giymekteydiler. Bu pantolonlara İtalya’daki “Genoa kasabasından gelen” anlamına

gelen “genes” denilmiştir.

Denim kumaşı Amerika’ya ilk götüren kişi Christopher Colombus, Santa

Marina adlı gemisinin (Fransa’da hazırlanan) yelkeninde bu kumaşı kullanmıştır.

18. y.y.’da pamuk elyafından dayanıklı denim kumaş üretilmiştir. Yine

aynı yy.da pamuk tarlalarında çalışan köle işçiler tarafından dayanıklı ve kolay

yıpranmadığından dolayı denim kumaşlar işçi kıyafeti olarak yaygın bir biçimde

kullanılmıştır .

Jeans tarihi Levi Strauss olmadan düşünülemez; Levi Strauss, Jeans’i

keşfeden kişi olarak bilinir. Levi 1847’de New York’a ailesi ile göç etmiş burada

ticaret hayatına atılarak tecrübe kazanmış ve 1853’te San Francisco’ya taşınıp bir

malzeme dükkânı açarak kuru gıda ve top kumaşlar satmaya başlamıştır . Kısa

bir süre sonra denim kumaşından maden işçileri için iş elbisesi üretmeye başlamıştır.

1873 yılında Jacob Davis isimli bir terzi, müşterilerinden diktiği pantolonların

ceplerinin çok çabuk yırtıldığına ilişkin şikâyetler almaya başlamıştır. Bunu önlemek

için ceplerin dikildiği köşelere rivet adı verilen küçük metaller çakmış, böylelikle bu

yoğun gerilim noktaları artık çok dayanıklı hale getirmiştir. Jacob Davis bu fikrinin

çalınmasını önlemek için patentini almaya karar vermiş, fakat patent almak için

yeterli parası olmadığından dolayı Levi Strauss’a gidip patenti alması için teklifte

bulunur ve böylelikle ortak olurlar. 20 Mayıs 1873’te resmi olarak patent alınmış ve

bu tarih de jeans pantolonun doğum tarihi olmuştur . 1891’de patent hakları

bittiğinde piyasaya başka jeans üreten rakipler de girmiştir .

İlk olarak 19.y.y.’da Levi Strauss tarafından dayanıklı iş elbisesi olarak

dikilen ve o günlerden günümüze kadar gelen denim kumaş, bugün tekstilde rakipsiz

konforu ve çekiciliği ile geniş bir kullanım alanı bulmuştur. Denim kumaş, dünyaya

1940’larda 2.Dünya Savaşı’nda Amerikan askerleri tarafından tanıtılmıştır. Savaş

sonrasında ise Amerikan sinemasının yayılması ve bu filmlerde Marlon Brando ve

James Dean gibi ünlülerin denim kumaştan dikilmiş ürünler kullanması dünyada

özellikle gençler arasında jeans akımının hızlı bir şekilde yayılmasına sebep olmuştur.

1980’lerde blue jeans’ın modayı belirleyen önemli bir etken olduğunu fark

eden ünlü modacılar onu kendi stilleri ile üretmeye başlamış ve onlara kendi

markalarını vermişlerdir. Artık jeans önemli bir moda malzemesi olmuştur. Bu

dönemde jeans satışlarında patlama yaşanmıştır. 1990’larda denim kısa süreli bir

düşüş yaşamış olsa da; tam olarak moda dışında kalmamış ama ebeveynlerini taklit

etmek istemeyen gençler tarafından tercih edilmez olmuştur. Daha sonra gençler özel

olan tasarımlara ve ikinci el jeans satan mağazalara yönelmişlerdir. 2000’lerde ise

jeans artık tüm ünlü modacıların kreasyonlarını süsler olmuştur. Artık insanların

evde, işte, özel bir davette kısaca günün her anında vazgeçemeyeceği bir ürün haline

gelmiştir.

Dünya denim ithalatı 2003 yılı rakamlarıyla 31,5 milyar $, denim ürünlerinin

değeri ise 55 milyar $ olmuştur. Dünyada yılda yaklaşık 2 milyar civarında denim

pantolon satılmaktadır. Dünya nüfusunun üçte biri yılda bir denim pantolon

almaktadır.

Dünya jeans üretiminde en büyük payı USA almaktadır. Bu tespitte

Amerika’nın en büyük jeans tüketicisi olduğu gerçeği yatmaktadır. Dünya’daki jeans

tüketimlerine bakıldığında Amerika’nın 1,6 adet/yıl ile başı çektiği görülmektedir.

Amerika’nın jeans üretimdeki payı % 40 civarındadır. Daha sonra Çin ve Brezilya

gelmektedir. Hindistan da önemli bir ihracatçı ülkedir. Bu ülkede kişi başı tüketim

% 0,03 adet/yıl’dır. Bu ise 3,7 cm denime karşılık gelmektedir. Ülkemizde de denim

ürün tüketimi düşük düzeylerdedir. Fakat Türkiye bölgesel olarak önemli bir jeans

ihracatçısıdır. Son yıllardaki Rusya krizi bu ihracatı olumsuz etkilemiştir.

Türkiye 2003 yılında 1,8 milyar $’lık denim ihracatıyla dünyada 5. sırada yer

almıştır. Türkiye, 70 milyonu erkek-çocuk, 100 milyonu bayan-çocuk olmak üzere

2004 yılında 170 milyon pantolon ihraç etmiştir. 2005 yılındaki hedef ise en az 200

milyon adet denim pantolon ihraç etmektir.

2004 yılında ülkemizin denim kumaş ve pantolon ihracatı % 23,9 artarak

2,2 milyar $’a ulaşmıştır.

Denim kumaşı gelişen teknolojiden ve tüketim trendlerinden etkilenerek;

gelişmeye, değişmeye ve her zaman pamuk ipliği bazlı bir kumaş olarak kalmaya

devam etmektedir.

Türkiye’de Denimin Yeri ve Önemi

Türkiye’nin denim ile tanışması ise II. Dünya Savaşı sonralarına

rastlamaktadır. II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa’daki gibi Türkiye’de de

Amerikan üsleri kurulmuştur. Amerikan askerinin üniformalarıyla birlikte sivil

hayatta giydiği blue jeans rağbet görmeye başlamıştır. Az olduğu için de ikinci el

edinmek önemli olmuş ve askerlerden kullanılmış blue jeans’ler satın alınmıştır. O

zamanlar “yıkanmış jeans” diye bir kavram yoktur. Üretimin nihai aşaması olarak da

yıkanması söz konusu değildir. Son derece sert olan denim kumaş; ancak uzun bir

kullanım süreci sonucunda o tatlı, herkesi peşinden koşturan, denim mavisi halini

almaktadır. Bu süreci çabuklaştırmak için deniz kıyısında taşlamak, tahta fırça ile

fırçalamak, vücuda otursun diye denize pantolonla girmek gibi yöntemler

denenmiştir.

1940’lardan itibaren hazır giyim eşyası üreticileri için başta Silahlı Kuvvetler

olmak üzere diğer büyük kamu kuruluşlarının personel giysisi ihtiyaçlarını

karşılamaya yönelik açtığı ihaleler, denim kumaş pazarının önemli bir bölümünü

oluşturmuştur.

Daha sonraki yıllarda Türk blue jeans’ine marka olarak soyadını veren

Muhteşem Kot, Avrupa’ya yaptığı bir gezi sırasında blue jeans ile karşılaşmış ve

araştırdığında blue jeans’in Amerika’da kovboylar ve tarım işçileri tarafından

giyildiğini öğrenmiştir. Türkiye’de de işçi ve köylünün giyebileceği sağlam, rahat ve

bakımı kolay bir pantolon olabileceğini düşünüp blue jeans üretimine başlamıştır .

“Kot” bir marka olarak 1958 yılında tescil edilmiştir. Böylece Muhteşem

Kot’un girişimiyle blue jeans, yaklaşık yüzyıl sonra Amerika’dakinin aynı işleviyle

İstanbul’daki tarihine başlamıştır. Henüz bir moda nesnesi olarak sayılması

beklenemeyen bu yıllardaki kot, tam anlamıyla bildiğimiz blue jeans gibi değildir. İlk

jeans’ler bugünküleri andırmakla birlikte günümüzdeki görünümüne sahip değildir.

Çünkü denim kumaşı Hindistan’da doğal yollardan elde edilen “indigo” boyar

maddesi ile boyanan iplikle dokunmadığından yıkanma ve aşınma sonucu rengi

açılmamakta hep koyu lacivert kalmakta, sadece zamanla güneşin etkisiyle

sararmaktaydı.

İndigo yerine naftal boyayla blue jeans kumaşı Akfil firması tarafından

üretilmeye başladığında ise üretim kapasitesi ihtiyacın % 10’unu bile

karşılayamıyordu; çünkü piyasa koşulları yatırımcının serbest hareketlerine izin

vermiyordu. Akfil, naftal boyayla denemeler yapmış fakat indigo efektini elde

edememiştir. Yine de “Naftallı indigo” adı altında satış yaparak piyasada yer

almıştır.

Blue jeans talebinin hem iç pazarda hem bütün Avrupa’da patlaması ve iç

pazar için istenilen oranda kumaş bulunamaması, üretimi düşürmemek için dış

pazara yönelmeyi gündeme getirmiştir .

Tekstil sanayinde 80’li yıllarda yapılan büyük atılım, denim üretimine de

yansımış ve birçok uluslar arası markanın, üretimlerini Türkiye’ye kaydırmasıyla

başlayan ihracata yönelik blue jeans üretimi büyük bir artış kaydetmiştir.

Türkiye, özellikle 1980’lerin başından itibaren bir tekstil ülkesi olarak

nitelendirilmiştir. Bu oluşumun temelinde sadece Türkiye’de yaşanan gelişmeler

değil, Avrupa Birliği ve ABD’nin daha ucuz üretim olanakları bulmak için Doğu’ya

yönelmesi de yatmaktadır. Başta işgücü olmak üzere üretim girdisi maliyetlerinin

düşük olduğu Çin, Rusya, Hong Kong gibi ülkeler, hazır giyim pastasından pay

alırken; bunlar arasından Türkiye sivrilmiştir. İthalat politikasını değiştiren Türkiye,

piyasalarını ithal markalara açmış, bunların üretimini de sınırları içine çekmiştir.

Birçok uluslar arası hazır giyim kuruluşunun ekonomik ve kaliteli üretim koşulları

arayışında, kendileri için aynı zamanda bir pazar da olan Türkiye’yi tercih etmesi

kaçınılmaz olmuştur.

Bu gelişmelere paralel olarak tekstilin her kolu bir anda gözde sektör

oluvermiştir. Ama tekstildeki patlamanın nedeni; sadece bu firmaların pazarlama

politikalarının başarısından değil, Türkiye’nin, Avrupa’ya yakınlığını coğrafi bir

avantaj olarak değerlendirmesinden de kaynaklanmaktadır. Üretimde hız çok önemli

olduğu için, talep edilen kapasiteye ve kalite standartlarına uyum sağlayabilen

sanayiciler, hiç zorlanmadan ihracata yönelik üretim yapabilmişlerdir. Daha birkaç

yıl öncesinde bir orijinal blue jeans bulmak için akla karayı seçen tüketici de şaşırmış

bir duruma gelmiştir.

tekstiltime.blogcu.com